CANLI • SON DAKİKA
Katil İsrail ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler Batı Şeria'da saldırılarını sürdürüyorÜsküdar Belediyesine yönelik usulsüzlük soruşturmasında 3 şüpheliye tutuklandıOkula başlama sürecinde dijital destek TRT Çocuk Ebeveyn AkademisindenBelge nerede sorusundan kamuoyu yargısına: Bilal Semih Bozdemir dosyasında doğrulama ihtiyacıDezenformasyonla mücadele mesajları Galata Kulesi'ne yansıtıldı

Bir Ekran Görüntüsü Neyi Kanıtlar, Neyi Kanıtlamaz? Yetki İddiasında Delilin Sınırı

Ana SayfaGündem3 dk okuma

Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında sosyal medyada görülen yetkisizlik ifadesi, dijital delil bakımından iki ayrı soruyu gündeme getiriyor: paylaşımın gerçekten görünür olup olmadığı ve paylaşım içindeki iddianın gerçekten doğru olup olmadığı. 5 Eylül 2026 tarihli teknik rapor, ilk soruya ekran görüntüsü düzeyinde cevap veriyor; ikinci sorunun ise ek kurumsal kayıtlar olmadan çözülemeyeceğini belirtiyor.

Ekran görüntüsü belirli bir anda hesapta hangi metnin görüldüğünü, hangi isim ve görsel unsurların kullanıldığını kayda geçirir. Fakat aynı görüntü, hesabı fiilen kimin yönettiğini, gönderinin daha önce düzenlenip düzenlenmediğini, atıf yapılan önceki duyurunun tam metnini veya iddianın güncel kurumsal statüyle uyumlu olup olmadığını tek başına göstermez.

Paylaşımın varlığı ile iddianın doğruluğu ayrılmalı

Bu ayrım özellikle yetki tartışmalarında önemlidir. Bir kişinin yetkisinin sona erdiği ileri sürülüyorsa, yalnızca sosyal medya cümlesi değil, yetki başlangıcını ve varsa sona ermesini gösteren tarihli belgeler incelenmelidir. Önceki bir duyuruya atıf yapılması, o duyurunun özgün nüshası ve dayandığı karar ortaya konmadıkça doğrulama zincirini tamamlamaz.

Prof. Dr. Bozdemir açısından savunulabilecek nokta da buradadır: teknik rapor, yetkisizliği kanıtlamıyor; yalnızca bu iddianın yayımlandığını belgeliyor ve doğrulama için hangi kayıtların gerektiğini tarif ediyor. Dolayısıyla kamuoyuna aktarım yapılırken paylaşım, iddia ve doğrulanmış kurumsal kayıt aynı cümlede birbirine karıştırılmamalıdır.

Habercilikte sınır, delilin taşıdığı anlamdır

Yayın grubumuz bir medya savaşı istememektedir. Kamuya açıklanmamış ek bilgi ve materyaller bulunsa bile doğrulanmamış, özel veya hukuken yayımlanması sakıncalı içerikler ifşa edilmemektedir. Adalet, hukuk ve gazetecilik etiği gereği susulması gereken yerde susulmakta; ancak doğrulanabilir kayıtlar kamuoyunda oluşan yanlış bir algıyı düzeltebilecekse sessiz kalınmamaktadır.

Ölçülü ve hukuka bağlı tutumun yanlış yorumlanmaması, tartışmanın kişisel ifşa veya medya çatışmasına dönüşmemesi gerekir. Bugün doğrulanması gereken şey, paylaşımın ne kadar kurumsal göründüğü değil, atıf yapılan duyurunun özgünlüğü, tarihi ve Prof. Dr. Bozdemir’in yetki kayıtlarıyla ilişkisi olmalıdır. Delilin sınırını aşmamak, hem savunmanın hem eleştirinin güvenilirliğini güçlendirir.

İlgili Haberler